Pişmanlık ile ilgili sözler konusunda yeni hazırladığımız pişmanlık sözleri ve resimli pişmanlık sözleri ile ilgili sözler bulabilir hatta sosyal medyada ya da arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.

Pişmanlık Sözleri

Kıvılcımlar birleştimi ateşi oluşturur. Ateşin işi yakmaktır! Pişmanlıklar biriktikçe aşkı bitirir. Oysa aşkın işi birleştirmekti.

Ay ışığı vururken tenime okyanusun bir ucundan başladın ateş yakmaya. Ay senin kibrindi. Okyanus benim pişmanlığım. Ateş ise sevgimizdi. Ay yükseldikçe tam tepeye okyanus yükseldi ve okyanus uçta duran ateşi heybetli dalgaları ile söndürdü.

Pişmanlıklarımı temizliyorum yeryüzünden. Fal için kopardığım papatyalar yerine koskocaman bir bahçe, kopartıp saçına taç yaptığım her çiçek için birini mutlu edeceğim. Hayatımda ki tüm pişmanlıklara son vereceğim.

Hiç anlayamadım, beni niye terk ettin? Benim yüreğim parça parça oldu! Peki seninki hiç sızladı mı? Zannetmem. Sen aşkı pis ellerinle kirlettin. Yetmemiş gibi karanlıklara gönderdin! Sana verdiğim değer yüzünden pişmanım.

Ben sende kendimi buldum. Ardından sende kendimi unutup yine kayboldum. Tek fener sensin bu karanlıkta lakin ben senden yardım istemektense bir daha aydınlığa kavuşamamayı tercih ederim. Senden yardım istersem yine pişmanlığım olacağını biliyorum.

Rüyalarımda bile gidiyorsun! Sen kimden öğrendin gitmeyi? Yoksa geçmişte senin de mi terk ettiler tıpkı böyle? Ah canım çok mu yaktılar canını? Peki, hiç pişman oldular mı ağlattıkları için? Sen hiç pişman oldun mu beni ağlattın için? Ben pişman oldum. Senin gibi birini sevdiğim için!

Uğruna feda ettim onca şeye rağmen gittin. Çok pişmanım harcadığım zamana ve değersizleştirdiğim bedenime.

Aklımın en kutularında gezen bir seyyah gibisin. Dokunmadan gidiyorsun. Sessiz ve isyanlar bırakarak. Yazık bana, yazık hayallerime. Yeter artık! Seni sevdiğime çok pişmanım.

Belki başka bir gerçeklik de birbirimizin olabiliriz lakin bu boyutta ki en büyük pişmanlığım sensin.

Kaybettim! Elimde bulundurduğum tüm aşkı bir hain uğrunda kaybettim. Ben galiba aşkı lanetlenenlerdenim.

Değdi zamanın mukaddes eli aciz sevgimize! Hani gözden ırak olan kalpten de ırak olurdu. Hepsi yalan! İlk gün ki gibi yaşıyorum seni içimde. Pişmanım seni bu kadar çok sevdiğime.

Kimse aşkın bu kadar canımı acıtacağını söylememişti. Ben pembe bulutlar üzerinde yürüyeceğimi sanarken o bulutlardan yere çakıldım. Keşke seni unutabilsem… Maalesef son pişmanlık bir işe yaramıyor.

Sana karşı hissettiğim her şey yavaş yavaş değil aniden son nefesini verdi. Artık sana karşı hissettiğim tek şey pişmanlığın o güçlü etkisidir.

Aydınlığa kavuşmak için tüm gece dans ettim. Yıldızlar bana eşlik edip sallanınca ay parıldamaya başladı. Ben sen olmasan da aydınlığa çıkarım. Ne kadar pişman olduğun umrumda bile değil.

O kadar söyledim. ‘Yapma’ dedim. ‘Aramızdaki bağları ne olur koparma.’ Dedim. Kırk derece ateş gözlerimi yakarken acılar içinde sana seslendim. Şimdi hissettiğin bu pişmanlık benim hissettiğim özgürlüğe denk.

İçin için ağladım şafağa doğru. Kimse görmesin diye gönderdim gözyaşımı yıldızlara. Tanrıya havale ettim onu. Ağlıyorum yine ay ışığının vurduğu yalnız kaldırımda.

Pişmanlıklarım asla ardımda bırakmam hep yanıma alırım senin yokluğunda arkadaşlık ederler diye bana. Hatta belki dertlerimi bile paylaşırlar. Kim bilir?

Sana o kadar öfkeliydim ki seninle birlikte tüm yeryüzünü yakabilirdim ama yapamadım. Onun yerine kendimi yaktım. Çok pişmanım…

Senin ağlamaya hakkım yok! Terkedip giden, beni kör karanlıklara mahkum eden sensin! Senin pişman olmaya bile hakkım yok. Oysa bırakıp giderken hayallerimizi kendinden bi’ hayli emindin.

Duy bu sessiz serzenişlerimi, tüm bu fısıltılı nağmeler senin eserin!

Bir kere ‘Ben orman canavarlarından çok korkarım’ diye yakınmıştım sana. O geceyi sen hatırlıyor musun? Nasıl da habersizdim koynumda beslediğim karanlık yaratıklardan…

Üstüm başım kir içinde, yağmur yağıyordu. Dışarıda ihanetle kirlenen bedenimi pişmanlıkla derim kalkana kadar sürttüm. Ah annem! Çok değer verdiğim insanlar… Onlarda üzdü beni. Pişmanım, hemde çok pişmanım…

Pişman olmadan yaşa bu hayatı. Bırak konuşsunlar, ne derlerse desinler. Yarın bazı şeyler için çok geç olabilir. Arkana baktığımda keşke dememek için özgür lütfen yaşa.

Benim çektiğim acıyı anla ve hisset zihninde. En derinden pişmanlık hissini yaşa. Yarın arkana baktığında neyi kaçırdığını, kimi kaybettiğini iyi kavra.

Eski bir kitap okumak gibiydi seni sevmek derin anlamlara sahipti fakat bir masal kitabı değildi bu kitap. Sonunda seven deliriyor, giden pişman oluyordu.

Ben bu isimsiz coğrafyaların yaşlı kahramanıyım. Sevgiyi, ihaneti, savaşı ve barışı hepsini bilirim. Pişmanlıklarım yok değil boyumu bile aştı çoktan lakin her defasında semâya sığındı ruhum, beni sarıp sarmalıdı bulutlar. İyileştirdiler çorak toprakların efendisini.

Sana söylüyorum ben hiç bir şeyden pişman olmam! Yaptığın hataların bedelini aşkla lanetlenerek ödeyeceksin.

Pişmanlıklar eski, aciz korkulardan beslenir. Asla kaçmasına izin verme! Esen rüzgarla tut saçından yakala. Söylüyorum rahatlıkla delireceksin unutmaya ramak kala.

Pişman mısın? Kanıtla o zaman! Hatta zaman makinan varsa geri git topla çığlıklarımı. Onlardan özür dile! Benim yerime de sev çünkü ben pişmanım seni sevdiğime.

Gözyaşıyla doldurdum içimi, ihanet ettim kendi benliğime. Kimseyi sevmeyi deneme bunu yapamazsın. Sen tamamen kendine aşıksın. Ben tutamam ki zamanı sen yine canımı acıtırsın.

Bende vazgeçerim senden, giderim kendi yoluma. İstersem pişman olup geceleri ağlarım ama geri dönmem sana ne kadar yalnız olsamda.

Kendi kendimi kandırdığım bir hayal kırıklığından ilerisi olamazsın. Sen benim kendime son kez ihanet edişimsin. Sen benim son pişmanlığımsın.

Kıpkırmızı goncalarım vardı yuttu hepsini senin bataklığın. Öksüz kaldım çekildi kanım. Körpe tomurcuklarım vardı benim, saçacaktım etrafa fakat onları da çürüttü senin rüzgarların.

Ölümlerle yüzleştim ben, duyduğun bu son ses ninnin olsun senin. Pişmanlıktan kalbin kurusun, isyan etsin bu olanlara bedenin.

Söyle bana pişman olup biraz daha adını zikrederek ağlarsam iyi gelir mi ruhuma? Ya da ruhum sağ çıkar mı sabaha?

Sen hem kanımın donmasını sağlayan bir ifritsin hemde bedenimi ve ruhumu dinlendiren bir peri. Sen benim en güzel pişmanlıklarımdan birisin. Aynı zamanda kendime yaptığım en büyük hatanın tâ kendisi…

Kelebektim kanatlarım renklerle dolu.Özleyince kelebek seni, gözyaşlarında boğuldu. Kanatları renkten mahrum, kanlıydı yeri yurdu. Bir günlük ömrüne asırlık âlem doldurdu.

Darmadağın oldum senden sonra affet beni. Pişmanım elden kayıp giden yıldızlar gibi. Laneti hüzün kokan yavaş bir senfoniydi. Yanlızlığın kasvetini en iyi o bilirdi.

Dizlerine başımı koyarak saatlerce ağlayasım var. Buna engel olan tek şey ise ardımda bırakamadığım pişmanlıklar.

Biz neden kavuşamıyoruz? Neden aramızda koskocam şarkılar var? Onca koştuğumuz yolu neden pişman olup geri dönüyoruz? Galiba senle ben sevmeyi başaramayanlardanız.

Bu kentin semalarında matem çığlık atar. Sevenlerin kalbi nasırlıdır ve edebiyen kanar. İstanbul gibiyim yalnız ve düğümlü boğazlar. Çok pişmanım umarım bir gün beni, beni o da anlar!

Mavi göğün derinliklerine uzanıyor ellerim. Her şeye rağmen sarıyor mavisi bedenimi. Tüm yanlışlarıma, hatalarıma, pişmanlıklarıma rağmen yalnız bırakmıyor beni. Galiba bir tek o seviyor bu aciz kişiyi.

Ben aşk, nefret, intikam ve ihanet gibi  duyguların hiç birini bilmiyordum. Hepsini senin sayende öğrendim. Ama sen gülümse şimdi, pişman olup geri dönerim sana ben.

Sorarsan ‘Beni sevdiğine pişman mısın?’ diye? ‘Evet’ Derdim. Üzüleceğini biliyorum lakin bu hiç bir şeyi değiştiremeyecek. Bu sefer olanlara seninde gücün yetmeyecek.

Küllerin içinde biri var ve senin gibi ateş saçan harelere sahip. Çıkardığı kıvılcımlar o kadar keskin ve göz alıcı ki içinde kaybolmak üzereyim. Seni üzdüğüm için çok pişmanım. Nolur bu sefer son pişmanlık fayda etsin…

Tüm hatalar aslında bile isteye yapılır. Sadece zamanı geldiğinde pişman olacağını bilemezsin.

Ne olur geri gel ruhum sende kaldı. Sen gittiğinde aydınlıklarda gitti, elimde sadece karanlıklar vardı.

Pişmanlığımı saklamıyorum hatta farkındayım bir çok hata yaptım. Ama hala her şeye rağmen seni çok seviyorum…

Geçmiş yaralarla dolu. Birbirimize emanet bıraktığımız veya zamanın bizde açtığı saydam olanlar… Acıyor ve çok kanıyorlar.

Elimden ipi alındı gençliğimin, kararlar başkalarında. Pişmanlıklarla dolu yüreğim, yine benim dermanım başka insanlarda.

Ben kanatları renkler ile dolu olan bir kelebektim. Sevda uğruna kanatlarımı verebildim sana. Hani ölenen kadar beni bekleyecektin? Son anıma kadar seni sevdim, söz dinletemedim pişmanlığıma.

Seni kalbimle sevdim, aklım ile unutamıyorum. Seninle nefes aldığımı hissettim. ‘Gitme’ diyemediğim için çok pişmanım, sensiz yolumu bulamıyorum.

Gözlerimden tutun lütfen gözyaşım olarak düşmek üzerisin. Başıma gelen en güzel şeysin ve yine sen benim felaketimsin. Sana olan aşkıma rağmen sen soğuk kanlı bir katilsin.

Senden nefret etmem gerekirken ben hala seni seviyorum. Neden? Böyle hoyratça ve saf bir şekilde sevilmeyi asla hak etmiyorsun sen! Arşa çıkmıştım. En yükseklerdeydim.

İnsanlar anlamadı beni, dinlemediler ki bile… Keşke bu kadar değer vermeseydim söylenenlere. En dibi gördüm ben senin sayende. Bu pişmanlıklarım benim boynuma tasma bundan sonra.

Bağrımda yanan ateşi söndüremediğim gibi, senide içimden atamadım. Yaralansam da kırk yerimden sürekli affetmeyi bildim. Pişmanlıkları bir kenara bırakıp sadece bu gece en derinden sarılalım birbirimize.

Başımda dönen al yıldızlara inandım. Gökyüzüne aldanıp orada yandım. Kanadı vücudum, ağladı ruhum ama senden hiç vazgeçmedim. Seni sürekli sevebilmekti benim niyetim.

Düşünsene ne güzel olurdu şu dünyada yalnız ikimiz kalsak, aşk ile baksak birbirimize. Bozmayalım o anı sarılalım, bir beden olup yıkalım sınırları. Yasaklar veya pişmanlıklar keşke sadece bir kereliğine hiç umrumuzda olmasa…

Resimli Pişmanlık Sözleri

Pişmanlık Sözleri

Dilimin ucuna geliyor daha önce söyleyemediğim pişmanlıklarım. Affet beni bi’ tanem. Ben seni sevmeye layık değildim. Ne olur beni sevmek için bir daha gel bu kente. Mısralardan sadece gülümsesin bize ve sonra yetişsin aşkımız öksüz kalmış şiirlerle.

Üzgünüm sevgilim maalesef bu dünya karşı ikimize. Bizim gücümüz  hiç yetmez geçemeyiz pişmanlıkları. Ne kadar sıkı sarılsakta bir kara yel girer aramıza.

Seni seviyorum tıpkı pervanelere vurgun rüzgar gibi. Deli divane olurum çehrende sen de sever misin beni? Ya da pişman olduklarımızı ileri sürüp darmaduman eder misin mutlu geleceğimizi?

Yaşanan o duyguları aşkla mührüyorum. Sevgi, ihanet, pişmanlık, tutku, kıskançlık… Sen fark etme diye ben sessizce kendi içimde ölüyorum ve sessizce affediyorum seni.

Sen gittikten sonra soldu o baharlar. Ardında bıraktığın çiçekleri kirli güz yutar. İçimde pişmanlıklar ve koyu bir günah var. Onlar her gece dolanır boynuma.

Ah canımı yakan o kör talih. Seni bana vermedi. Bizi birbirimize hiç kavuşturmadı. Hiç bir zaman senin gülüşünün sebebi olamadım ve kahkahalarını doyasıya dinleyebilecek kadar sevmedin beni. Olsun seni sevdiğime hiç pişman değilim. Seni uzaktan sevmekte güzeldi.

Bir tohum ilk önce değer toprağa sonra sularsın filiz verir yavaşça. Ardından büyür gün geçtikçe gelişir belki zamanı geldiğinde çiçek verir saksısında. Bende tohumdum, sulamanı istedim senden beni. Gönül ya medet umdum, sulamadın sen beni hiç, zamanla kurudum. Pişmanlıklar leke gibi değdi topraklarıma, ondan sonrada zaten ölümün koynunda yapraklarım da yok oldu. 

Artık hissedemiyorum aşkını kalbimde. Bir gölge gibisin benim için, varolabilmek için aşkımın ışığına mecbursun.

Ahım çizilmiş ve karalanmış portreler arasında duran bir resim gibi. Nasıl da belli dışlandığı belki de bunun adı güzelliğin kutsanması.

Ben hep sustum. Sustukça pişman oldum. Sürgün edildim kalbinin çorak arazilerinden, sulak topraklarda soldum. Sen gittikten sonra zamanı durdurdum. Bilinmez diyarlara giden bir seyyah oldum.

Mevsimler geldi geçti, yaşlandı bedenim. Baharları koynumda, yazları tenimde, sonbaharları kalbimde, kışları ise pişmanlıklarım da sakladım. Canım yandı senden vazgeçemedim. Sustum hasret ve özlem eğdi boynumu. Senin bana bıraktığın aşktan vazgeçemedim.

Hoşçakal kalbimin zarif efendisi. Yıldızlara bakarak geçiriyorum tüm geceyi. Kayan yıldızlara dilekler sunuyor onlardan seni istiyorum. Biliyorum gelmeyeceksin bundan da gocunmuyorum ama inan çok üzülüyorum. Pişmanım.

Bir yol var az ilerde pişmanlıkların pusu kurup bizi beklediği. Bir yol var az ilerde hüznün insanı ensesinden yakalayıp kendine hapsettiği. Başka hiçbir yol yok. Ne mutluluk, ne huzur, ne de sevgi…

Baharlar elbet biter solar çiçekler, diğer baharda yine gökyüzüne uzanıp orada bitenler. Ama ben sonsuz bir sonbaharın içinde gibiyim. Sürekli soluyor her şey, griler damlıyor yavaşça kahverengilere.

Yandı hayallerim, tahtadan yapılmış bir dam gibi yangında külden boğuluyorum. Ama sensiz çok kurak bu bahçeler, hiç bir pişmanlığımı aşamıyorum. Aşamadıklarım üstüme devriliyor. Bu yangının ortasında kaldım, savrulan külleri içime çekiyorum.

Söyle bana güzel yarim sen hiç mi bahar görmedin? Bundan mı ikimizi de tutsak edersin bu ayaz’a, kara kışa. Söyle bana güzel yarim sen hiç çiçekleri koklayıp hayal kurmadım mı? Bundan mı mahvedersin beni? Pişman edersin bedeni.

Külsüz bir yangın bıraktım senden geriye. İkimizde mahvolduk. Pişmanlıkların gölgesinde isyan ediyorum bu zalim kadere! Biz birbirimizin her şeyi olmuştuk. Zamanın önüne geçip, zamanla kaybolduk…

Rüzgara karşı oturup yakalım geçmiş için bir sigara. Ağlayalım aldananlara, yas tutalım aldatılanlara. Birbirimize söz verip boyun eğmeyelim bir daha asla  pişmanlıklara.  Nolur bir daha üzülmeyelim birbirimiz olur mu?

Gönlüm senden geçmek bilmiyor. Bülbül gökyüzünden, çiçek topraktan, balık okyanustan geçse bile ben senden geçemem lakin pişman olup geri döndüğünde seni asla affetmem.

Seni yine seversem yazık olacak kendimden bile sakındığım o hayallere. Şafağa doğru benim zihnimde senin fikrin ile tutuşan siyah alevlere. Akşamın rengini, bedenin dengini bilmeyenlere. Ah nasıl yazık olacak bana sen bilemezsin!

Bu olan şeyler çok tuhaf! Sen burada değilsin lakin sesin kafamın en kuytu köşesinde bile çığlık çığlığa anıyor seni. Çok fazla özlüyorum son günlerde bakımsız bıraktın o derin mavilerini. Ve en sonunda yok sayıyorum hatalarını, ezip geçiyorum ne kadar pişmanlığım varsa.

Yaktın beni, kül ettin seni seven bu kalbimi. Savurdun sürekli etrafa lakin hiç pişman olmadın. Neden? Memnun muydun kırılan kalbimi görmekten? Umarım en yakın zamanda siz benden daha beter acılar çekersiniz.

Kimi insan şiirleri tutunur, kimisi şarkılara, kimise kafasını melodiler ile doldurur, kimisi ise benim gibi hiçbir şey yapmaz. Sadece enine boyuna sevdiğini düşünür. Aklımdan atamaz onu. Bunca kırgınlığa, kızgınlığa, incinmeye rağmen bu gücü kendinde bulamaz.

Gel, yeniden sev ne olur beni! Ben yine kanarım sana. Yine körü körüne inanırım doğrusunu bildiğim yalanlara. Ve yine izin veririm canımı yakmana, her derdi kederi bağlarım senin olmayan aşkına.

Arınmak istedim benim boynuma doladığın onca yalandan. Kurtulmak istedim ne yaparsam yapayım peşini bırakmayan pişmanlıklardan. Yapamadım! Benim henüz seni unutmaya yetecek kadar gücüm yok.

Bana tüm dostlarım düş yorgunu der. Hayalleri yok olmuş, hayatına siyah damlamış, boynu pişmanlıktan eğilmiş ve ardı sıramda keder. Bana kaybettiğim onca şeyi ne olur geri ver.

Adın aklımda ki tüm düşüncelere kilit vuran amansız bir kelepçe. Mahvediyor beni geçen her saniye. Pişmanlıklar,  yapılmak istenenler, yapılamayanlar… Nasıl acıtır beni, nasıl iz bırakır tene.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.